PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kabe baskını 1979



manifesto
26.May.2020, 18:56
Bundan tam 30 sene önce kalabalık ve silâhlı bir grup Kabe’yi basmış, Harem-i Şerif haftalarca işgal altında kalmış, çatışmalarda yüzlerce kişi hayatını kaybetmiş ve baskın çok kanlı bir şekilde, hem de Fransız antiterör birlikleri kullanılarak sona erdirilebilmişti. Ama, aradan geçen bu kadar seneye rağmen Kabe baskınının sebepleri hiçbir zaman resmî olarak açıklanmadı, ayrıntıları tam olarak öğrenilemedi.

https://millicumhuriyet.files.wordpress.com/2015/06/kabe-baskc4b1nc4b1.jpg?w=300&h=208

Herşey, 1979’un 20 Kasım sabahı başladı. Kabe’ye sabah namazını kılmaya gelenler bir anda “Allahuekber” nidaları ve silâh sesleri işittiler.

Baskıncıların Kabe’deki ses sistemini ele geçirmelerinden hemen sonra, liderleri mikrofonun başına geçti. “Mehdî’nin geldiğini” söyledi, Suudi rejimini şeriatı terketmekle suçladı, yanında bulunan kayınbiraderi Muhammed el Kâhtânî isimli genci “Mehdî” olarak tanıttı ve Mehdî’ye biat edilmesini istedi.
https://millicumhuriyet.files.wordpress.com/2015/06/k6.jpg?w=229&h=300

Liderleri Neced’de El Kasım bölgesinin önde gelen kabilesi Uteybe’ye mensup Cuheyman bin Muhammed bin Seyf el Oteybi idi. Oteybi’nin babası ve dedesi Kral Abdülaziz’e karşı ayaklanmış olan Suudi İhvanı’na mensuptu.

https://millicumhuriyet.files.wordpress.com/2015/06/kabe-baskc4b1nc4b1-1.jpg

Oteybi, monarşinin nasıl ‘gerçek’ Suudi devletine ihanet içerisinde olduğu hikâyeleriyle büyümüştü. 19 yaşında Ulusal Muhafız Ordusu’na katılmış, 18 yıl sonra ayrılmış ve Medine’ye taşınarak İslam Üniversitesi’ne girmiş ancak oradan da üniversite monarşiye çok bağlı olduğu için ayrılmış, Riyad’a yerleşmişti. Daha sonra kız kardeşiyle evlendiği Muhammed bin Abdullah el Kahtani ile de monarşi karşıtı bir gösteri sonrası hapishanede tanışmıştı. Çeşitli kaynaklara göre, Oteybi rüyasında Kahtani’nin Mehdi olduğunu görmüş ve her şey böyle başlamıştı.

Suudi Arabistan yönetimi, durumu saklamak için telefon hatlarını kesince dünya yaşananları ancak bir gün sonra öğrenebilecekti. Akşama doğru Mekke şehri boşaltıldı. Her türlü şiddetin yasak olduğu Kâbe’deki işgali bastırmak için kan akıtılabileceğine dair fetva çıkarıldı ancak işgal durdurulamadı. Baskın ancak iki hafta sonra, Suudi yönetiminin isteğiyle yardıma gelen Pakistan askerlerinin ardından, GIGN (Fransız özel amaçlı birlikleri), CIA ve Vinell timlerinden destek alınarak durdurulabildi.

DAĞLAR DA İŞGAL EDİLDİ

Liderin ismi, Cuheyman ibn Muhammed ibn Seyf el Oteybî idi. Baskının hazırlıkları çok önceden başlamış, Kabe’nin altında bulunan eski devirlerden kalma yüzlerce metrelik dehlizlere aylar boyunca gizlice silâh, mühimmat ve yiyecek depolanmış, dehlizlerin şehre giden uzantıları, meselâ Ecyad Kalesi’ne uzanan yeraltı yolları da tutulmuş ve baskından sonra güvenlik kuvvetlerinin Haremi-Şerif’e girmeleri imkânsız hale getirilmişti.
Minarelere çıkan baskıncılar, Kabe’yi çeviren Suudi askerlerin her hareketini görebiliyor ve alınan her tedbire kurşunla karşılık veriyorlardı. Birliklerin avluya girebilmelerini bir tarafa bırakın, Harem-i Şerife yaklaşmaları bile mümkün değildi. Kabe’nin arka tarafına hâkim olan Ebu Kubays Dağı da baskıncıların elindeydi, yani Kabe tamamen işgal altındaydı.


KABE’DEKİ HRİSTİYANLAR

Olup bitenleri kendi başlarına halledemeyeceklerini farkeden Suudi yönetimi, Pakistan’dan destek istedi ama Mekke’ye sevk edilen Pakistan askerleri de hiçbir şey yapamadılar. Bunun üzerine, Fransa’dan antiterör birlikleri talep edildi. Ama, gayrimüslimlerin Mekke’ye girmeleri dinen yasaktı. Yasak, Mekke Kadısı Bin Bas’ın verdiği bir fetva ile halledildi, Fransız askerlere Mekke’ye varmalarından önce kâğıda yazılmış Kelime-i Şehadet okutuldu, böylece güya Müslüman oldukları kabul edildi ve Mekke’ye getirilerek Kabe’nin etrafına yerleştirildiler.

Baskın, işte bu Fransız birlikleri tarafından ama akla zor gelecek bir şekilde sona erdirildi: O günlerde Mekke’nin su şebekesi yenileniyor ve şehrin her tarafına geniş borular döşeniyordu. Su şebekesinin planları değiştirildi, borular Kabe’ye ve Harem’i Şerifin altındaki dehlizlere uzatıldı, sonra içeriye tonlarca metreküp su basıldı, suya elektrik verildi ve antiterör timlerine suda yüzmeye başlayan cesetleri toplamak kaldı.

Suudiler, baskının lideri Cuheyman el Oteybî ile birkaç adamını sağ olarak ele geçirdiler ve Bin Bas’ın fetvası ile taksit taksit doğradılar. Önce kolları kesildi bir gün sonra ayakları ve en nihayet kafaları kesildi ve iki hafta devam eden baskın böylece şeklen son bulmuş oldu.

Süleyman El Katibi yakalandıktan sonra iki kolu kesilmiş vaziyette

Pakistan ordusuna ait helikopter baskına müdahale ederken

https://millicumhuriyet.files.wordpress.com/2015/06/kabe-baskc4b1nc4b1-cezasc4b1-1979.jpg?w=700